Malezya’nın Gizemli Yüzü: Keşfedilmeyi Bekleyen Yerler!

   

Written by:

Malezya'nın az bilinen doğal güzellikleri

Malezya, yaklaşık 30 milyon nüfuslu bir Güney Asya ülkesi. İstanbul’dan direkt ya da aktarmalı uçuşla kolayca gidiliyor, ben THY ve Türkmenistan Havayolları’nı kontrol etmiştim.

Nüfusun çoğunluğu Müslüman Malaylar, geri kalanı neredeyse eşit oranda Çinli ve Hintli, bir de Bangladeşli ve Myanmarlı göçmenler var. Ülke Asya’nın geneline göre epey temiz, ama Hint ve Çin mahallelerinde hâlâ sokakta fare görebiliyorsun.

İnsanlar gerçekten yardımsever. Tüm ülkeyi otostopla gezdim, iki farklı araç beni evine davet etti, toplam 10 gün onlarla kaldım. Misafirperverlikleri unutulacak gibi değil — böyle karşılaşmalar için otostop çekiyorum aslında, plan yapamayacağın anlar için.

Yemeklerde şeker bolca kullanılıyor, tuzlu bir şey bulmak zorlaştı zaman zaman. Ama Çin ve Hint mutfağı da güçlü, onları da denemek lazım.

Sokak yiyecekleri genelde açık büfe tarzında — seçiyorsun, tartıyla ya da adet üstünden ödüyorsun, masada yiyorsun. Restoran beklentisiyle gitme, o başka bir şey.

Kuzeyden girip güneyden çıktım. Kelantan’dan girdim çünkü Tayland’daki otostop macerası beni oraya götürmüştü. Rota şöyleydi: Langkawi, Penang, Cameron Highlands, Kuala Lumpur, Malacca, Johor Bahru. Sabah adasına gidemedim, mevsim uygun değildi.

Aklımda en çok kalan şey insanların birbirine ve yabancıya karşı gösterdiği saygıydı. Bu kadar farklı kültürün bir arada yaşadığı bir yerde hoşgörü belirgin bir şekilde hissediliyor. Güvenlik konusunda da rahattım — kendimi güvende hissettim boyunca.

Otostop çekmek kolaydı, çoğu zaman araç hemen duruyordu. Johor Bahru’da yaşadığım bir şey hâlâ aklımda: hava çok sıcaktı, yolda yürürken bir Malay kadın beni fark edip arabasına davet etti, evine götürüp bana Malay yemeği pişirdi. Basit ama unutmadığım bir andı — bazen bir tabak yemek, bir günün en anlamlı parçası oluyor.

Yemek konusunda Malay mutfağı baharatlı ve tatlı, Çin mutfağı daha hafif ve tuzlu. Favorim nasi lemak oldu. Kuala Lumpur’daki Jalan Alor caddesinde sokak yemeği çeşidi bol, kızarmış noodle ve roti canai da favorilerim arasındaydı.

Cameron Highlands’taki bir doğa yürüyüşü aklımda ayrı bir yerde duruyor — yürürken manzaraya öyle bir kapıldım ki kendimi kaybettiğimi fark ettim. İnsan bazen böyle bir anda, neden yola çıktığını hatırlıyor.

Kuala Lumpur modern bir şehir, Petronas Kuleleri, Merdeka Meydanı, KLCC Parkı, Batu Mağaraları hepsi buradaydı. Malacca daha tarihi bir hava taşıyor. Penang yemekleriyle öne çıkıyor, Georgetown’daki sokak sanatları ayrı bir renk katıyor. Langkawi plajları ve doğasıyla güzel. Cameron Highlands ise çay tarlaları, kelebek çiftlikleri ve lavanta tarlalarıyla doğa severler için ayrı bir dünya.

Geriye kalan, kültürlerin iç içe geçtiği, insanların şaşırtıcı derecede misafirperver olduğu bir ülke izlenimi oldu. Her yeni yer biraz daha genişletiyor insanı, bu ülke de öyle yaptı.

Bir Cevap Yazın