Kırgızistan, Orta Asya’da hâlâ pek keşfedilmemiş bir ülke. Vize gerekmiyor, ilk 5 gün içinde süresiz oturma hakkı bile alınabiliyor. Resmi diller Kırgızca ve Rusça, ama Türk biri için dil pek sorun olmuyor.
Ülkenin %90’ı dağlık, manzaralar gerçekten nefes kesici. Trekking için popüler bir yer ama turizm henüz gelişmediğinden tatil beldesi gibi algılanmıyor pek. Hayvancılık başlıca geçim kaynağı, turizm de yavaş yavaş önem kazanıyor.
Otostop yapılabiliyor ama taksiler turist görünce fiyatı şişirebiliyor. Yemek çok ucuz, hostel fiyatları da öyle. Birçok yerde geleneksel evler pansiyon gibi işletiliyor. Kırgız kültürünü daha yakından tanımak istersen yurtlarda kalmak da bir seçenek — bir gecede öğrendiklerin, aylarca okumakla öğrenemeyeceğin şeyler oluyor bazen.
Sovyet izleri hâlâ görünüyor ama Türk kültürüne de bir o kadar yakın bir yer. Atlara çok değer veriyorlar, ülkenin kimliğinin önemli bir parçası. Ala-Köl’ün kristal berraklığındaki gölü, Issyk-Kul Gölü, Kök-Börü, Bishkek Şehir Müzesi ve Osh şehri gördüğüm yerler arasındaydı. Mutfak da kendi başına bir deneyim.
Gitmesi kolay, masrafı düşük, keşfedilecek çok şey var. Bazen bir ülkenin bilinmemesi, onu daha çok senin kendi yerin yapıyor. Farklı bir şey arıyorsan, Kırgızistan’ı listeye eklemeye değer.

Yorum bırakın