
Filipinler’de bir ay geçirdim, 7000’den fazla ada arasında gezinerek. Rotamı ve aklımda kalanları buraya not düşüyorum.
Manila
İşe başkentte birkaç günle başladım. Rizal Park, Manila Katedrali, Intramuros — hepsi yürüme mesafesinde sayılır. Manila biraz kaotik ama başlangıç için fena değil, insan hemen alışıyor gürültüsüne.
El Nido
Sonra El Nido’ya geçtim, Palawan’ın en turistik köşesi. Turkuaz su, kayalık adalar, tam beklediğin gibi. Island Hopping turuna katıldım, tekneyle adadan adaya geçip durdum — böyle anlarda ufkunun genişlediğini hissediyorsun resmen. Nacpan ve Las Cabanas plajlarında da vakit geçirdim, ikisi de sakin.
Bohol
Bohol’da Chocolate Hills’i gördüm, tuhaf ve güzel bir manzara. Tarsier Sanctuary’de o minicik tarsier maymunlarıyla karşılaştım, Panglao’da biraz yüzdüm. Loboc Nehri boyunca bir tekne turu da yaptım, adanın içini görmek için iyi bir yol.
Cebu
Cebu’da Magellan Çaprazı’na baktım, tarihi bir şey. Cebu Taoist Tapınağı da güzel, ülkenin en büyük Çin tapınaklarından biri. Osmeña Zirvesi’ne tırmandım, tepeden ada güzel görünüyor — biraz nefesin kesiliyor ama değiyor.
Boracay
Son durak Boracay’dı. Beyaz kum, turkuaz su, akşamları hareketli. Puka Plajı ve White Beach en bilinenleri. Mount Luho’ya çıkıp manzarayı izledim, Bulabog Plajı’nda biraz su sporu denedim.
Aklımda kalanlar
Rotayı önceden biraz planlamak işe yarıyor, her adada görülecek çok şey var ve zaman çabuk bitiyor. Island Hopping’i atlamamak lazım, El Nido’nun asıl güzelliği orada. Yerel yemekleri denedim — lechon, adobo, sinigang, hepsi güzeldi. Yerel halkla laflamak da güzel bir şey, oldukça sıcakkanlı insanlar. Bir ay boyunca hiçbir şey planladığım gibi gitmedi aslında, ama sanırım seyahatin güzelliği de tam orada — ne çıkarsa çıksın bir yolu buluyorsun.
Bir Cevap Yazın