Hindistan sokaklarından bir manzara

Hindistan: Kültürlerin, Manzaraların ve Lezzetlerin Buluştuğu Ülke!

   

Written by:

Hindistan’da 9 hafta geçirdim, aklımdan hâlâ çıkmayan bir yolculuktu.

Delhi’yle başladım. Kalabalık, gürültülü, trafik kaotik — ama bir yanı da büyülüydü. Kızıl Kale, Qutub Minar, Humayun’un Türbesi’ne gittim, birkaç gün ayırdım şehre. Chandni Chowk’ta gezindim, sokak yemeklerini denedim.

Sonra Dharamshala’ya geçtim. Bir ay boyunca yoga eğitimi aldım, düzenli meditasyon yaptım — zihnimin gerçekten dinlendiğini hissettim. Tibetli sığınmacıların yaşadığı bu bölgede, bir keresinde Dalai Lama’yı canlı görme ve dinleme şansım da oldu. İnsan böyle anlarda kendine dönüyor biraz, ne aradığını daha iyi anlıyor.

Rajasthan bölgesine geçtim — Jaisalmer, Jodhpur, Jaipur. Jaisalmer’in altın kumlu kalesi gerçekten bir masaldan çıkmış gibi. Thar Çölü’nde bir çadırda, develerle kaldığım bir gece de unutulmazlar arasında. Jodhpur’da mavi evlerin arasında Mehrangarh Kalesi’ni gezdim, Jaipur’da Hawa Mahal ve Amber Kalesi’ne gittim.

Son durak Agra’ydı. Taj Mahal’i gördüm — fotoğraflardan bildiğim ama karşısında durunca gerçekten nefesimi kesen bir yapıydı. Agra Kalesi ve Fatehpur Sikri’ye de gittim, İmparator Akbar’ın yaşadığı bu yerlerin havası hâlâ hissediliyor.

Birkaç şey öğrendim yol boyunca: sıcak ve nem yüksek, su kaybı çabuk oluyor, şişe su içmek en güvenlisi. Büyük şehirlerde toplu taşıma epey kalabalık oluyor, gece seyahatinden kaçındım. Pazarlık burada normal bir şey ama turistlere fiyat şişirme de yaygın, biraz araştırıp öyle pazarlık yapmak lazım.

Zor anları da oldu, bazen bıkıp bir köşede oturup kaldığım oldu. Ama sonunda hep bir çıkış yolu buluyorsun, ve Hindistan, gördüğüm en yoğun ve en çok şey öğrendiğim yerlerden biri oldu. İnsan gittikçe biraz daha genişliyor sanki içeriden.

Bir Cevap Yazın